tasvir-i erkan

kolları boyundan büyük, bıraksam ankara'yı çevreleyecek... kafası çalışan bir tip, tek kusuru; kalbi hata veriyor. oysa veda ederken herkes arabadan inmeyi akıl edemez. ama değişik bir çocuk işte... kelimenin tam anlamıyla çocuk.

kolları boyundan büyük, fark etse beni kavrayabilecek... yakaladınız beni, kabul ediyorum: üzerinden dalga dalga yayılan güven kokusuna lafım yok, ona tav olmuşum zaten. sorsan, köşe kapamaca oynuyoruz. aynı anda tüm köşelerde varken ben ortada kalıyorum. halbuki bildiği iki üç semt dışında o da yabancıydı ankara'ya. 

kolları boyundan büyük ve ayran yürekliymiş falan... yaptığı işlerden hep vazgeçermiş. gözünün önünde çırpınan aptal kızı bir türlü göremezmiş. 'sıkılıyorum her şeyden, üstüme gelme işte kızım' ayağına baya rahat bir hayat sürermiş.

kolları boyundan büyük ve fazla korumacı bir tipmiş. çevresine ördüğü duvarları yıkmayı hiç sevmezmiş. - Saçmalama (vurgusuna dikkat) veya - yalan söyleme diyip göz kırpabilirmiş(hatta şuan söyledi, duydum). tamam şu duvar meselesi benim hayal ürünüm olabilir. lakin bunu hissettiren de o, değil mi?

kolları boyundan büyük ve battaniyenin altından çıkmayı sevmeyen biri o. gözlerini yormak istemez. sözde sağlıklı ... saat başı ciğerlerini öldüren de o. ölü, diri getirir derler, öldürdüğü her hücreden yeni benlikler doğursa, hiç şaşırmam.

kolları boyundan, kusurları ise kollarından büyük. şöyle bir güzelliği var bu hatunun, üzerindeki her montaj hatası yeni bilmecelere götürüyor. bilmeceler tuzak, 1001 kapıya tekabül ediyor. çözülmeyen her bilmecesi pişmanlıklar listesine geçiyor.

Yorumlar