bir kucak dolusu sarı ağaç


Çok uzak bir diyarda, yol üstünde, aslında çok da önemli olmayan bir bank varmış. Dökülen yeşil boyası onu samimi gösteriyormuş. Hemen arkasında dallarıyla tüm dünyayı saracak büyüklükte bir ağaç varmış. Yazın habercisi olan ilkbaharda dallarında inanılmaz değişimler olurmuş. Doğa ananın dokunmasıyla tomurcuklar, minik sarı ağaçlara dönüşürmüş.  Esen rüzgârın şiddetine dayanamayanlar, bankta oturanların başlarına düşerlermiş. Bu böyle devam etmiş, yıllarca… Aslında bank da ağaç da sıradanmış, onu özel kılan orada yaşanan çocuksu anılarmış. Gelen geçen bakarmış da anlayamazmış. Yıllar geçmiş, bankın yeşil boyasını yenilemişler fakat kısa sürede eskimiş. ‘yetkililer’ anlam verememiş; üzerine bir kat daha geçilmiş, hatta cila da çekmişler, kendini önemli hissetsin diye. Lakin yağmur daha sert yağmış, rüzgar her zamankinden daha kuvvetliymiş, güneş kasıtlı olarak yakıyormuş ve bunların tek sebebi, bir dünyayı kucaklayacak büyüklükteki ağacı ‘görüntüsü kötü diye’ kesmelerindenmiş.

Yorumlar